| |
 |
Menü |
 |
|
|
|
|
|
|
|
KENELERİN NEDENİ
GÖÇMEN KUŞLAR |
|
|
|
Tarım Bakanlığı kaynakları, Kırım Kongo kanamalı
ateşi (KKKA) denilen hastalığın virüsünün de, kuş gribinde olduğu
gibi göçmen kuşlar aracılığıyla Türkiye'ye geldiği görüşünde.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre,
üzerlerine yapışan keneler nedeniyle KKKA virüsünü gittikleri ülkeye
taşıyan göçmen kuşlar, solunum yolu ve dışkıları ile virüsü bölgeye
bırakıyorlar, buralardan da virüs önce evcil hayvanlara ardından
insanlara geçiyor.
Uzun mesafe kateden kuşlar çok yorgun ve stresli olduklarından virüs
saçımının arttığını belirten yetkililer, söz konusu kuşların
acıktıkları zaman yerleşim yerlerine yakın mesafelere yöneldikleri
ve bu nedenle de evcil hayvanlarla temaslarının kolaylaştığını
belirttiler.
Yetkililer, kuzey yarımküredeki tüm ülkelerde görülen söz konusu
virüsün Türkiye'ye gelme tarihinin tam olarak bilinmediğini, fakat
2000 yılından itibaren virüsün aktif olduğunun bilindiğini
söylediler. Türkiye'de yılda ortalama 250-300 kişinin KKKA
hastalığına
yakalandığını ifade eden yetkililer, bunun yüzde 8'inin ölümle
sonuçlandığını kaydettiler.
Yetkililer, sıcaklarla birlikte aktif hale gelen KKKA'nın Temmuz
ayından itibaren daha da artabileceğini, hayvan hareketleriyle
virüsün tüm Türkiye'ye yayılabileceğine dikkati çektiler.
81 İLE TALİMAT GÖNDERİLDİ
Bu arada Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, 81 ile gönderdiği talimatta
söz konusu virüs hakkında kırsal kesimde yaşayanların
bilgilendirilmesi ve üreticilere evcil hayvanların ilaçlanma
yöntemlerinin öğretilmesini istedi.
Keneyle mücadele için genel ilaçlamanın doğal dengeyi bozabileceğini
belirten yetkililer, asalak olan kenelerin ancak başka
bir canlı üzerinde yaşayabileceğini, bu nedenle ilaçlamanın
hayvanlara tek tek ilaçlı banyo şeklinde yapılmasının daha doğru
olduğunu
kaydettiler.
Yetkililer, mücadele çerçevesinde riskli bölgelerdeki hayvanların
Nisan-Ekim döneminde en az 3 defa ilaçlanması gerektiğini
vurguladılar.
Kenelerle mücadele için yaban hayatıyla ilgili çalışma da yapılması
gerektiğini belirten yetkililer, zorluğuna karşın Çevre ve Orman
Bakanlığı'nın harekete geçerek yaban hayvanlarına tek tek ilaçlı
banyo yaptırılması gerektiğini de ifade ediyor.
Yetkililer, söz konusu virüsün hayvan etinden insana geçmediğini, bu
hastalığın tam olarak yok olabilmesi için de 8-10 yıl ilaçlama
yapılması gerektiğinin altını çiziyor. Keneyle mücadelenin uzun ve
pahalı bir mücadele olduğuna işaret eden yetkililer, Tarım Bakanlığı
bütçesine 2006 yılında hayvan hastalıklarıyla mücadele için ayrılan
20 milyon YTL'nin mücadele için yeterli olmadığını da kaydettiler.
Yetkililer söz konusu mücadele için Türkiye genelinde yapılacak tek
bir ilaçlamanın maliyetinin 18 milyon YTL'yi bulacağına işaret
ediyorlar.
KKKA HASTALIĞI NEDİR?
Türkiye'de halk arasında kene; sakırga, yavsı, kerni gibi isimlerle
de biliniyor. Keneler zorunlu kan emici artropodlar olarak dünyanın
her bölgesinde yaşıyorlar. Günümüzde yeryüzünde yaklaşık 850 kene
türü olduğu biliniyor.
KKKA virüsü ise Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirus soyundan
geliyor. Virüs 56 derece ve 30 dakikada inaktive oluyor. 40 derecede
10 gün yaşayabiliyor. Ultravviyole ışınlarıyla da hızla inaktive
oluyor.
KKKA ilk kez 1944-1945 yıllarında yaz aylarında Batı Kırım
steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım eden Sovyet askerleri
arasında görüldü. Hastalığa Kırım hemorajik ateşi adı verildi.
1956'da Zaire'de ateşli bir hastadan Kongo virüsü tespit edildi.
1969'da ise
Kongo virüsü ile Kırım hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs
olduğu belirlendi ve hastalık KKKA ile yeniden adlandırıldı. Doğu
Avrupa ve Asya'daki Kırım-Kongo hemorajik ateş salgınlarının
genellikle insanlar tarafından oluşturan çevresel şartlara bağlı
olarak geliştiği düşünülüyor. Kırım'daki ilk salgının, 2. Dünya
Savaşı yıllarında kene ile enfekte olmuş bölgelerin tarıma açılması
nedeniyle oluştuğu sanılıyor. Daha sonra eski Sovyetler Birliği ve
Bulgaristan'da olan salgınlarda ise ziraatçılık ve hayvancılıktaki
değişmelerin rol oynadığı belirtiliyor.
DÜNYADA NERELERDE GÖRÜLDÜ?
KKKA, Nairovirüslerin neden olduğu ateş, cilt içi ve diğer alanlarda
kanama gibi bulgular ile seyreden kene kaynaklı bir enfeksiyon. Son
yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen, bu enfeksiyonların
ölüm oranı hala yüksek (ölüm oranı ülkeye göre yüzde 8
ile 80 arasında değişiyor).
KKKA Afrika, Batı ASya ile Kuzey ve Doğu Avrupa'da görüldü. KKKA
virüsünün Bulgaristan, Makedonyada, Pakistan, Irak, Afganistan,
İran, Kosova, Kazakistan, Sahra altı Afrika ülkeleri, eski Sovyetler
Birliği, Yugoslavya, Yunanistan, Arap yarımadası, Dubai, Kuveyt, Çin
ve Moritanya'da salgınlar yaptı. Hastalık Türkiye'de 2002'de Tokat,
Çorum ve Sivas çevresinde görüldü, daha sonra 22 ile yayıldı.
Virüs, sığır, koyun, keçi, yabani tavşan ve tilki gibi hayvanlarda
tespit edildi. Virüs, sığır ve koyun gibi Hyalomma keneleri için
konak
olan hayvanlarda belirtisiz enfeksiyon ve bir hafta kadar süren
geçici viremi (kanda virüsün bulunması) oluşturmasına rağmen,
insanlarda hastalığa neden oluyor. Küçük memeli hayvanlarda da
viremi ve hafif enfeksiyon oluşup keneler için kaynak
oluşturabiliyor.
Bir bölgede, kenelerin ve keneler kan emdiğinde bulaşmayı sağlayacak
kanında virüs bulunan hayvanların bol olması salgın için
önemli bir faktör olduğu belirtiliyor. Hyalomma soyuna ait keneler
en etkin ve yaygın olmakla birlikte, 30 kene türünün KKKA virusunu
bulaştırabileceği bildiriliyor.
İNSANLARA NASIL BULAŞIYOR
İnsanlara, ''enfekte kenelerin yapışması/kan emmesi
sırasında salgıladıkları tükürük salgısı ile, enfekte kenelerin
çıplak elle ezilmesi halinde temasla, viremik hayvanların kesilmesi
sırasında hayvana ait kan ve dokularla temasla, viremik hastalarla
(kan ve diğer
vücut sıvıları) temasla'' bulaşabiliyor.
Hastalık için çiftlik çalışanları, çobanlar, kasaplar, mezbaha
çalışanları, et ve et ürünleri market işçileri gibi tarım
çalışanları ve hayvancılık ile uğraşanlar, veterinerler, hasta
hayvan ile teması olan ve akut hastalarla temas olasılığı bulunan
salgın bölgelerde görev yapan sağlık personeli, askerler, kamp
yapanların risk altında olduğu belirtiliyor.
KENE ISIRDIĞINDA NE YAPILMALI?
Yapışan keneler ise kesinlikle öldürülmeden, ezilmeden/patlatılmadan
ve kenenin ağız kısmı koparılmadan, bir pensle doğrudan alınması
gerekiyor. Isırılan yerin bol sabunlu suyla yıkanıp, alkolle
temizlenmesi de tavsiye ediliyor.
Ayrıca vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde
(alkol, klonya, gazyağı v.b) dökülmemesi gerekiyor. Çünkü bu
maddeler
kenenin kusmasına sebebiyet vereceğinden hastalık bulaştırma riskini
arttırıyor. Kenenin ısırdığı kişinin iki hafta süreyle ateş ve diğer
belirtiler yönünden takip edilmesi de gerekiyor.
KKKA'DA BELİRTİLER NELER?
İnsanlarda hastalık, ateş, üşüme-titreme, yaygın kas ağrıları,
bulantı-kusma, ishal, yüzde kızarıklık, karaciğerde büyüme ve kanama
ile kendini gösteriyor. Genelde ölümler hastalığın 6 ile 14. günleri
arasında oluyor. Hastalar sıklıkla yoğun kanama ve kalp durmasından
kaybediliyor. Tarım Bakanlığı'nın söz konusu hastalığa vatandaşlara
şu uyarılarda bulunuyor:
''-Kene bulunan hayvanlarla temastan kaçınmalı.
-Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut sıvıları ile temas
sırasında da gerekli korunma önlemleri alınmalı.
-Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması
gerekiyor.
-Çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi
yerlere çıplak ayakla veya kısa giysilerle girilmemeli.
-Özelikle kırsal alanlarda dolaşılırken çizme giyilmeli veya
pantolon paçaları çorap içine alınmalı.
-Hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde
yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalı.'' |
|
|
|
|
Eklenme Tarihi [10.37.09] |
|
30.06.2006 Cuma |
|
|
|
HABER ARŞİVİ |
|
|
|